İmam Rıza'nın Ziyaretçilerinin Şehri : Meşhed

5 Kasım 2013

    Sabah erken saatlerde uyanıp, havalanına doğru yola koyuldum. Yolculuk Meşhed'e. Uçakta hemen koltuğuma oturup, uçağın kalkmasını bekliyorum. Tekerlekler hafiften oynar gibi oluyor ve herkes hep bir ağızdan başlıyor : '' Allahümme salli ala Muhammed ve Ali Muhammed ''. Bana ses hafif dalgalı gelince, ha siktir kesin terorist saldırı. Bilinç altına yerleşmiş ya, Hizbullahın uçakta yaptığı rehin alma eylemleri. Sağ salim varsak bari. Kimsenin vermediği tepkileri vermeye başlıyorum, arkama dönüp bakmalar. Sağ salim iniyorum Meşhed havalanına. Çarşaf popülasyonunda hemen gözle görülür bir artış çarpıyor gözüme. Hemen Nina geliyor beni almaya. İki tane alternatif var diyor, kız kardeşimin arkadaşının ailesi seni ağırlamak istiyor, ya da otel hangisini tercih edersin diye soruyor. Valla eve gidelim benim için daha iyi olur diyorum, otelde tek başıma ne yapacağım. Hayatımdaki en güzel insanları bana tanıştıran Nina'ya bir kez daha teşekkürler. Eve gidiyoruz. Hooman, Arghavan ve Ani bir de Hasan baba beni karşılıyorlar. Anında benim için gezi planları hazırlanıyor ve pek tabi ki hemen sofraya oturuyoruz. İnanılmaz samimi bir ortam, elbette bir gün tekrar gideceğim. Hatta şöyle maçın bol olduğu bir dönemde gitmek istiyorum. Hasan babayla sabahlara kadar maç izlemek eğlenceli olabilir. İmam Rıza'nın türbesini üç ya da dört defa ziyaret ettik. Toplamda 6 gün kaldım, 6 sene kalsam kimse sesini çıkarmazdı. Birbirimizi o derece sevdik. Hatta gece eve geldiğimizde, Hasan baba'nın halen maç izlemesi ve aralarda şiir yazması gözümün önüne geldikçe gülerim. Sonra insanlar bu çocuk neden durduk yere gülüyor diyorlar...
Nişabur ve Tus şehirlerini ziyaret ediyoruz. Hayyam'ın mezarına mesafeli yaklaşan İran hükümetine inat, içine girmeye çalışıyoruz. Bir gece Holy Shrine gittiğimizde, Hooman'ın arkadaşı bize eşlik etmişti. Ayrılırken o güzel aksanıyla '' i am really really really happy to meet you '' demesi ise ayrı bir unutamadığım samimi cümleydi. Holy Shrine'i gezmek için yarım gün yeterli, içeride müzeler falan da var. Zaten içeriye girdiğinizde sizi büyüleyecek güzellikte bir kutsal bölgenin içinde bulacaksınız kendinizi. Sormadan edemedim: Suudi Arabistan değil de İran, Mekke ve Medine'ye sahip olsaydı oralar tam bir şehvet ve gösteriş mekanı olurdu. Zaten halkın kendi cebinden vererek yaptırdığı bu mekan, İranlıların parayla ne kadar alakasız bir millet olduğunu gösteriyor. İçeride Muharrem ayında yaptıkları Sine'yi sıkça görmek mümkün.

















    Gitmeden önce Şehname'nin özetini okumak da fayda var. Afganistan ve Türkmenistan'a çok yakın bir mesafede bulunmasından dolayı Meşhed, pek fazla turistler tarafından tercih edilmiyor. Ama görmeden dönmemek gerekiyor. Anita'nın güzel yemekleri, Hooman'ın her yeri bana göstermesi, Arghavan'ın akıcı ingilizcesi, babayla izlediğimiz maçlar unutulmazdı. Aslında Meşhed bahane, aile şahane. Ayrılırken son derece zorlu bir süreç geçirdim, elveda demek çok zordu. Treni kaçırıp, aileye geri dönmek için dua ettim fakat treni kaçıramadım. Umarım bir daha görüşürüz...

0 yorum:

Yorum Gönder